Meslek mi, Bölüm mü? ( Kariyer-Meslek- İş Tartışması)
Meslek seçiminde birey
kendisine açık olan meslekleri çeşitli yönleri ile değerlendirip kendi ihtiyaçları
ve beklentileri açısından istenilen yönleri çok, istenilmeyen yönleri az olan birine
yönelmeye karar vermelidir. Bu karar bireyin yaşamında önemli bir yere sahiptir.
Çünkü alınan bu karar bireyin bütün bir yaşamını şekillendirecektir. Aslında ÖSS
maratonunda gerek hazırlık süreci ve gerekse yapılan hazırlığın 180 dakika
içerisinde pratiğe aktarılmasında gösterilen performansın çok iyi olması dahi yeterli
değildir. Çünkü ÖSS maratonu yapılacak sağlıklı tercihlerle son bulur. Eğer bu seçim
aşamasında birey kendine uygun ve gelecekte yükselecek alanların içerisinde yer
alan mesleği seçmiş ise maratonu başarı ile tamamlamış denilebilir. Bazen ÖSS’de
çok iyi puanlar alınmasına rağmen yanlış tercihler yüzünden açıkta kalma ya da istenmeyen
alanlarda okuma zorunluluğu gibi olumsuzluklarla karşılaşılmaktadır. Bu gibi olumsuzluklar
bireyin bütün bir yaşamını olumsuz etkilemektedir. Bu gibi olumsuzlukların önüne
geçmek için meslek seçimine dair detaylı bilgi edinilmelidir. Ülkemizde bu alanda
daha yeni yeni profesyonel anlamda yönlendirmeler yapılmaya başlamıştır. Daha
düne kadar mesleğe yönelme, ebeveynlerin ve yakın çevrenin söylemleri ile şekillenmekteydi.Ancak
günümüz iş dünyası bu tarz bilinçsiz yönlendirmeleri kabul etmeyecek kadar profesyonel
bir yapı almıştır. Böyle bir yapı içerisinde sağlıklı seçimlerin yapılabilmesi için
bu alan ile ilgili bazı kavramların ne ifade ettiği üzerinde durulmalıdır.
Meslek, faaliyetleri
kısa veya uzun, planlı veya plansız bir eğitim sonucu öğrenilen faaliyetlerdir.
Bu özelliği ile meslek kişinin gündelik otomatik faaliyetlerinden ayrılmaktadır.
En basit düzeyde yapılan mesleki faaliyetler için en alt düzeyde bir
eğitim gerekir. Yük taşıyan bir hamal bile yükü sırtına en iyi nasıl yüklerse onu
en çabuk ve tehlikesizce taşıyabileceğini, hiç olmazsa o işte çalışırken başkalarının
önerileri ile öğrenebilir,deneyimleri ile becerisini geliştirebilir.
Meslek insanlara yararlı mal ve hizmet üretmek ve karşılığında para kazanmak için
yapılan, belli bir eğitim ile kazanılan sistemli bilgi ve becerilere dayalı, kuralları
toplumca belirlenmiş etkinlikler bütünü olarak tanımlanabilir. Bölüm amaç kapsam
ve nitelik yönünden bir bütün oluşturan, birbirini tamamlayan veya birbirine yakın
anabilim ve ana sanat dallarından oluşan; fakültelerin ve yüksekokulların eğitim-öğretim,
bilimsel araştırma ve uygulama birimidir. Anabilim ve ana sanat dalları, bilim ve
sanat dallarından oluşur
Kariyer; bir kimsenin
yaşamı boyunca yaptığı işler, yaşamını oluşturan olaylar dizisi, mesleklerin ve
diğer yaşam rollerinin örüntüsü olarak bilinmektedir. Meslek de bu yaşam rollerinin
bir kısmını oluşturmaktadır. Kariyer, bir ömür boyu yaşanan olaylar dizisi, mesleklerin
ve diğer yaşam rollerinin birbirini izlemesi sonucu oluşan genel örüntü ve gelişim
çizgisinde, özellikle meslek rollerinde ilerleme, duraklama ve gerilemeleri ifade
eder. Kariyer bireyin, önüne çıkan seçeneklerin bazılarını değerlendirmesi, bazılarını
da red etmesi ile biçimlenir. Kariyer dinamik bir süreç olup bir meslek seçmek
veya bir mesleğe girmekle tamamlanmaz.
İş; mesleki bilgi ve becerinin uygulanmasıdır.Bir kimsenin mesleği olabilir ama
işi olmayabilir. Ancak işi olanın mutlaka mesleği de vardır.
Meslek düzeyi; mesleklerin
gerektirdikleri akademik yetenek düzeyi, formel akademik eğitim düzeyi ve mesleki
faaliyetlerin karmaşıklık ve soyutluk düzeyi açısından hiyerarşik düzenine meslek
düzeyi denmektedir. Meslek düzeyi bir anlamda, toplumun mesleklere atfettiği önemi
ya da mesleğin prestijini yansıtmaktadır.
Ülkemizde sanayileşmenin
hızla gelişimi göz önüne alındığında günümüzde ve gelecekte mesleklere atfedilecek
değerin niteliği daha çok önem kazanmaktadır. Çünkü sanayileşme uzmanlaşmayı gerektirmektedir,
bu uzmanlaşmada bazı meslekler gözde olurken bazılarının ise yıldızları sönmektedir.
Meslek seçiminde tercih edilen alanın gelecekte ne durumda olacağına dair mutlaka
gerekli araştırmalar yapılmalıdır. Araştırmada alanın toplum tarafından nasıl nitelendirildiği
ve iş olanakları üzerinde durulmalıdır. Çok değil bundan 7-8 yıl önce ülkemizde
üniversite mezunları parmakla gösterilmekteydi. Böyle bir durumda elbette işsizlik
gibi bir problem ortada yoktu. Yüksek öğretim mezunlarında meydana gelen artış toplumun
mezunlara seçici bakmasına neden olmuştur. Bu seçicilik, hızla gelişmekte olan ülkemizde
yeni istihdam alanlarının ortaya çıkmasına ve bazı mesleklerin gözden düşmesine
bazılarının ise yükselen değer haline dönüşmesine neden olmuştur.
Hızla gelişmekte olan teknoloji
yeni mesleklerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.Bu hızlı gelişme ile meydana
gelen değişimlere ayak uydurma noktasında bireyler yeterli düzeyde yönlendirilmemektedir.
Bir çok Avrupa ülkesinde mesleki bilgilendirme okulla dışındaki kurumlar tarafından
yürütülmektedir. Ancak ülkemizde böyle bir uygulama söz konusu değildir. Mesleki
yönlendirme ilköğretimin sonunda yapılması gerekir iken, ülkemizde lise sonda ÖSS
maratonunun start alması ile başlamaktadır. Bu durum gençleri hedef belirleme noktasında
zor durumlarda bıraktığı gibi uygun hedefin belirlenmesini de güçleştirmektedir.
Uygun hedefin belirlenememesi yeterli düzeyde bağlılığın olmasını engellemektedir.
Bu olumsuzluk bireyin hedefine ulaşmadaki motivasyonunu da olumsuz etkilemektedir.
Daha iyi bir performans ile gelecekte başarılı ve mutlu bir yaşam için alan seçimi
aşamasında uygun olanın seçimi için yeterli düzeyde bilgi edinilmelidir.
Günümüzde bireyler meslek
seçimini yapar iken kariyer gelişimini ikinci planda tutmaktadır.Birincil olarak
bir iş sahibi olma kaygısı güdülmektedir. Bu tür kaygı ve geç yapılan mesleki yönlendirmeler
yüzünden yüksek öğretim artık bir meslek ya da iş edinme kapısı olarak görülmektedir.
Ülkemizde mesleki yönlendirmeler profesyonel anlamda yapılmaya başlandı. Daha düne
kadar ebeveynlerin önerileri bu yönlendirmede belirleyici olmaktaydı. Bu yönlendirmede
ne yazık ki çoğu zaman değişen koşullar ile gencin ilgi ve becerileri göz ardı edilmekteydi.
Oysa sağlıklı bir seçim için koşulların ve bireyin ilgi ve becerilerinin belirleyici
olması sağlanmalıdır. Mesleki yönlendirmede dikkat edilmesi gereken en önemli nokta
seçilecek mesleğin önünün açık olmasıdır. Ancak böyle bir seçimle gelecekteki kariyer
gelişimi daha iyi sağlanabilir.
Bundan 3-4 yıl
öncesine kadar Psikoloji ve Rehberlik Psikolojik Danışmanlık gibi bölümlerin cazibesi
yok denecek kadar az idi. Ancak bu alanda hızlı bir gelişme söz konusu, bazı üniversiteler
bünyelerinde olmayan bu bölümleri açmaya başladılar. Bu gelişme alanların daha da
gelişip gözde olacaklarına işarettir. Bu denli gelişmelerin yaşanmasının nedeni
iş dünyasında meydana gelen değişimlerin sosyal yapıyı da değiştirmesidir. Çünkü
bir kaç yıl öncesine kadar bir çok özel ve kamu kurumundaki ilişki örüntüsünde birincil
ilişkiler hakim idi. Ancak değişen koşullar kurumsal yapılar içindeki iletişim örüntüsünü
de değiştirdi. Böylelikle ülkemizdeki sosyal yapı gelenekselliğin dışına çıkarıldı.
Geleneksel yapıda bireyler kendi özel sorunlarını değil birisine çözüm üretmek üzer
anlatmak,bir başaksının bilmesine bile tahammül etmezdi. Ancak şimdi en mahrem olay
ve olgular bile çok rahatlıkla “danışan ve danışılan iletişim örüntüsü” içerisinde
karşı taraf ile paylaşıla bilmektedir. Böyle bir tabunun yıkılması elbette bu alanda
profesyonel bireylerin yetişmesini zorunlu kılmaktadır. Böyle bir ihtiyacın doğması
bu alanların gözde meslekler arasında yerini almasını sağladı. Onun için meslek
seçiminde olası gelişmeler mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Bireyler İstedikleri
Mesleklere Giremiyorlar Önyargısı
Ülkemizde bir kısım gencin yeterli maddi olanaklara
sahip olmaması onları istedikleri alanlarda okumalarından alıkoymaktadır.
Ancak bunun dışındaki gençler için böyle bir genelleme yapmak doğru olamaz. İstenilen
meslek ( bölüm) e girememenin nedeni; disiplinli bir ÖSS hazırlık süreci geçiremeyip,
yeterli puana ulaşamama veya meslek seçiminde bireyin kendi ilgi alanına ve gelişen
ülke şartlarına bağlı kalmaması gösterilebilir. Bu gibi yanlış seçimler ülkemizde
bireylerin istemedikleri alanlarda okuduğu yargısını gündemde tutmaktadır. Bu uyumsuzluk
yüksek öğretime girildikten sonra fark edilmektedir. Bu konuda aşırı düzeyde problem
yaşayanlar tekrar hazırlanarak yeni alanlara yönelmektedir. Bazıları ise bu olumsuzlukları
ortadan kaldırarak girdikleri alanlarda başarılı olmak için efor harcamaktadırlar.
Ayrıca bu durumun sıkıntı olarak görülmesi artık düşünülemez. Çünkü bir çok üniversitemizde
çift ve yan dal uygulamaları başlatıldı. Buna göre bireyler artık ilk seçtikleri
alan (bölüm) içerisinde sıkışıp kalmıyorlar. Bu durum onların iş piyasasında tutunması
ve kariyer gelişimlerini olumlu manada etkilemektedir. Örneğin; Psikoloji okuyan
bir gencin yan dalı Sosyoloji olmaktadır.
İnsanın Toplumda Saygı Görmesi İçin Saygın Bir Mesleğin Üyesi mi Olması
Gerekir?
Toplum içerisinde saygı görme, saygın bir mesleğin üyesi
olarak elde edilemez.Meslekleri kendi içinde saygın ve saygın olmayanlar diye ayırmak
da doğru olmaz. Çünkü toplum içerisindeki saygınlık işgal edilen statünün
bireye yüklemiş olduğu rollerin icra edilmesiyle doğru orantılıdır. Bireyin toplumda
üyesi olduğu mesleğin gerekliliklerini en iyi şekilde yerine getirerek toplumda
saygınlık ve prestijini artırabilir. Örneğin ÖSS maratonunda olan gençlerin mesleği
öğrenciliktir. Dolayısıyla bu gençlerin toplumdaki saygınlığı söz konusu mesleklerinde
gösterecekleri performansları neticesinde olumlu ya da olumsuz olabilir.
“Üniversiteye Bir Girsem, Gerisi Kolay” Düşüncesi
Ülkemizde üniversiteye giriş çok zor.
Bu zorluk imgesini toplum olarak gençlerimiz daha ilk öğretimi bitirip liseye geçiş
yaptığı dönemlerde yaptığımız bilinçli veya bilinçsiz yönlendirmelerle bizler oluşturmaktayız.
Oysa ÖSS maratonunda başarılı olup bir yüksek öğretim programında okumaya hak kazanmak
düzenli ve disiplinli her genç için kolaydır. Asıl zor olan okunacak programın seçimidir.
Çünkü genç, seçimi hızla gelişen iş piyasasından silinebilir. Genç seçimini yaparken
o alanın 5-6 yıl sonraki durumunu tasavvur ederek seçmelidir. İş dünyasındaki gelişmelerin
göz önünde bulundurularak yüksek öğretim programlarının seçilmesi gencin iş yaşantısına
atılırken olumsuzluklar yaşamasını engellediği gibi kariyer gelişimini de olumlu
manada etkilemektedir.
“Önce İyi Bir Üniversiteye Girmeli, Hangi Bölüm Olduğu Önemli Değil” Düşüncesi
Alan seçiminde bazen seçilecek alandan
ziyade hangi üniversitenin olduğu daha önemli olmaktadır. Elbette ki iyi üniversitenin
eğitim kalitesi diğer üniversiteler göre daha kaliteli olacaktır. Örneğin Boğaziçi
Üniversitesi bünyesinde bulunan akademik personel ile Dicle Üniversitesi bünyesinde
yer alanlar arasında çok fark olacaktır. Ancak gencin mesleki gelişiminde üniversitenin
niteliği değil gencin birikimi daha önemlidir. Üniversite bireye bir çerçeve sunar.
O çerçevenin doldurulması bireyin kendisine aittir. Bu gibi kaygılar bireyin istemediği
bölümlerde okumasına neden olabilir. Bu durum bireyin niteliğini olumsuz etkileyecektir.
Oysa yetersiz düzeyde personel olmasına rağmen isteyerek seçilen bölümde bireyin
başarılı olma ihtimali çok daha yüksektir. Üniversite seçiminde dikkat edilmesi
gereken bir diğer husus da alana ilişkin yabancı dil eğitiminin verip vermemesidir.
Çünkü iş piyasasında yabancı dil bilgisi önemli bir referansa kaynaklık etmektedir.
“İnsan Ancak Dört Yıllık Bir Üniversite Eğitimi Görür İse Güvenceli ve Saygın Bir
Meslek Edinebilir” Düşüncesi
Ülkemizde üniversite eğitimi görülerek
iş dünyasında güvence elde edileceği inancı vardır. Çünkü bu yolla kamu kuruluşlarında
çalışma imkanı elde edilecektir. Ülkemizde özel sektöre temkinli bakılırken diğer
taraftan devlet güvencesi önemsenmektedir. Bazı durumlarda ön lisans programları
yüksek öğretimden bile sayılmamaktadır. Ancak saygın bir meslek edinmek için dört
yıllık lisans programları ne gerek ne de yeter şart niteliğinde değildir. Zaten
devlet sektöründe çalışma alanları da daralmaktadır.bireylerin artık işe girmeleri
değil orada tutunma ve ilerlemeleri önem kazanmıştır. Girilen işte tutunma ve ilerleme
diplomayla yeterliliğin kanıtlanmasıyla ilgilidir. Kendini iyi yetiştirmiş
bir tekniker sıradan bir mühendisten daha uzun bir süre işini koruyup kariyer gelişimi
sağlayabilir.
Gelecekte Sektör Olarak Ön Plana Çıkacak Kavramlar
Enerji ( her türlü üretimi, tüketim vb.)
Uluslar arası lojistik ve taşımacılık
Bilişim sistemleri ve teknolojileri
Perakendecilik
Telekomünikasyon
Danışmanlık (kurumsal ve bireysel)
Servis hizmetleri
Çevre ve sağlık
Eğitim ( okul öncesi eğitimden yüksek öğretime
ve yetişkin eğitimine kadar)
Üniversite Eğitiminin Amacı
- Bilimsel araştırma yapmak ve bilgi
üretmek
- Meslek elemanı yetiştirmek
- Kültür kazandırmak
Ülkemizdeki gençlerin büyük çoğunluğu ikinci amaç için üniversiteye gitmektedir.
Ancak iş dünyasına bakıldığında bütün üniversite mezunlarının diplomalarının
belirlediği alanlarda çalıştığı söylenemez. Yukarda da vurguladığımız gibi bir çok
üniversitede çift ve yan dal uygulamaları bireylerin kendi asıl alanlarının dışındaki
alanlarda da bilgi ve beceri sahibi olmalarını sağlamaktadır. Gençler iş hayatında
da kendilerine sunulan bu alternatifleri de kullanma olanağına sahip olmaktadır.
Elbetteki buradaki başarı yüksek öğretim programı tarafından sunulan çerçevenin
doldurulma niteliğine bağlıdır. Bu nitelik gencin kariyer gelişiminin de belirleyicisi
olacaktır. Genç, daha üniversite öğrencisi olduğu dönemlerde iş dünyasında kendi
alanıyla ilgili gelişmeleri takip ederek kendi mesleki gelişimini ona göre sağlayacaktır.
“Seçilen Mesleğin Yaşamımıza
Etkileri Nasıl Olacaktır?” Düşüncesi
- İşimizin sürekli olup olmaması ve
kariyer gelişimimizin belirleyicisi olacağı gibi yaşamımızın niteliğini de belirleyecektir.
- Yapacağımız seçim mesleki anlamda
başarılı veya başarısız olmamızın belirleyicisi olacağından toplumdaki saygınlık
ve prestijimizi de etkileyecektir.
- Seçtiğimiz meslek gelecekteki sosyal
çevremizin de belirleyicisi olacaktır. Sosyal çevremizi belirlediği gibi bu
çevre ile nasıl bir iletişim ağı içerisinde olmamız gerektiğini de belirleyecektir.
- Meslek seçimimiz gelecekteki maddi
olanaklarımızın da belirleyicisi olacaktır.
- Meslek seçimi işimizi severek yapıp
yapmamamızın da belirleyicisi olacaktır.Bu durum aile ve iş yaşantımızı da
yakından etkileyecektir.
MESLEK SEÇERKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
- Birey kendi kişiliğini tanımalıdır.
(Karakterim Nasıl? )
- Birey kendi yeteneklerini bilmelidir.
( Ben neler yapabilirim? )
- Birey ilgi alanlarını belirlemelidir.
( Ben neleri yapmaktan hoşlanırım? )
- Birey meslekler hakkında bilgi edinmelidir.
Meslekler hakkında bilgi;
Rehber öğretmenden,
ÖSYM ’nin hazırladığı kılavuzdan,
Çevrenizde o meslekte çalışan yakınlarınız ve akraba çevrenizden
faydalana,
Oturduğunuz ilde üniversite veya üniversiteye bağlı bir fakülte varsa
ve seçtiğiniz bölüm bulunuyorsa oraya müracaat edip öğretim görevlilerinden bilgi
alabilirsiniz.
Meslekleri tanımada nelere dikkat etmeli ?
1-
Mesleğin
gerektirdiği yeteneklerin neler olduğu bilinmeli.
2-
Mesleğin
gerektirdiği kişilik özelliklerinin neler olduğu bilinmeli
3-
Mesleğin
ileride çalışma ortamının ne olduğunu öğrenmeli.
4-
Meslek
hayatında beraber olacağınız arkadaş grubunun nasıl olacağını belirlemeli.
5-
Mesleğin
avantaj ve dezavantajlarının neler olduğuna bakmalı.
6-
Mesleğin
kazandıracağı imkanlara dikkat etmeli.
7-
Fazla
efor sarf etmeden bile başarılı olabileceğiniz sizde hayal kırıklığına yol açmayacak
meslekleri seçiniz.
Yarınlarımızın belirleyicisi bugünkü seçimlerimizdir.
Kaynakça:
Prof. Dr. Yıldız KUZGUN, “Meslek Danışmanlığı”
Rehber öğretmen
Mehmet EMREM