MOTİVASYON
Motivasyon (güdü); istekleri, arzuları, gereksinimleri,
dürtüleri, ve ilgileri kapsayan genel bir kavramdır. Güdüler organizmayı uyarır
ve faaliyete geçirir. Organizmanın faaliyetini belirli bir amaca doğru yöneltir.
Motivasyon kişiyi davranışa yönlendiren iç veya dış
kaynaklı bir istektir. Eğer davranış gerçekleşmiyorsa motivasyon eksikliği söz konusudur.
ÖSS maratonunda motivasyonu sağlayan etkenlerin başında çalışmayı “ihtiyaç olarak
görmek” gelmektedir. Eğer bu yolun sonunda elde edilecek olanlar önemli bir ihtiyaç
olarak görülürse kişi bu ihtiyacı gidermek için çalışmayı kendisi isteyecektir.
Yani bir iç kaynaklı motivasyon söz konusudur. Televizyon reklamları da ürünleri
tüketiciye ihtiyaç olarak hissettiren motive edici yayınlardan başka bir şey değildir.
Hedef tüketicinin ürünü ihtiyaç olarak görmesini sağlayarak bu ürünü almasına yönelik
davranışı yapmasını sağlamaktır. Öyle ise çalışmayı bir ihtiyacı gidermek için gerekli
görmeliyiz.
Günlük yaşantımızda sürekli ulaştığımız ve yeni oluşturduğumuz
hedef örüntülerimiz vardır. Hedeflerimiz önce zihnimizde sonra da eylemlerimizde
belirmektedir. Görüldüğü gibi düşünce ve eylem eşit önemdedir. Bu tıpkı bir bisikleti
sürmeye benzer; hangi yöne gideceğimizi bisiklete binmeden ve bisikleti sürmeye
başlamadan bilmemiz gerekir.
Tarih bir çok başarılı insanın hedeflerine ulaşmak
üzere çektiği sıkıntılara ve ödediği bedellere kanıklık etmiştir. Tarihe yön verenler
“biz hayal kırıklığına uğramamış insanlar” değildir. Binlerce icadı bulunan Edison
ampul üzerindeki çalışmalarında yaptığı bir çok deneyde başarısız olmuştur. Ancak
o hiçbir zaman pes etmemiştir. Ona göre ulaşılan bu başarısız sonuçlar uygulanmaması
gereken bir yöntemin daha ortadan kalkmasını sağlamaktaydı. O yaşadığı böyle başarısızlıklarda
bile hedefine yaklaştığı düşüncesini eylemlerine aksettirme azmini göstere bilmiştir.
Bu kararlılık değil miydi ona birçok icada imza attıran......
İlköğretim ve lise öğreniminin hemen bitiminde yeni
bir maraton başlamaktadır. Ülkemizdeki birçok genç bunu ancak lise sona geldiğin
zaman fark edebilmektedir. ÖSS aslında lise öğreniminin geri bildirimini (feed-back)
istemektedir. ÖSS maratonuna katılan her öğrenci kendisine hedefler belirleyerek
büyük bir heyecanla start çizgisinde yerini alır. Startın verilmesi ile sıra düşünce
ve eylemin eşitlenmesine gelir. İşte burada hedefi için bedeller ödemeye hazır olan
bireyler ön sıralarda yer alırlar.
Bu durumu şöyle bir hikayeyle açıklayabiliriz:
Simurg
Anka,
bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. kuşlar simurga inanır ve onun
kendilerini kurtaracağını düşünürmüş.bir şeyler ters gittikçe onlarda simurgu bekler
dururlarmış. nevarki simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar. derken bir
gün kuşlar toplanmış ve hep birlikte simurga gidip yardım istemeye karar vermişler.
ancak simurgun yuvası tepelerde kaf dağındaymış ve oraya varmak için yedi dipsiz
vadiyi aşmak gerekirmiş. bu yolculukta yorulanlar ve düşenler olmuş. bülbül gülünü,
balıkçı kuşu bataklığını, baykuş yıkıntılarını, kartal kırallığını özlemiş. yolculuk
uzayıp zorlaştıkça kuşların sayısı giderek azalmış. ve nihayet beş vadiden geçtikten
sonra gelen altıncı vadi şaşkınlık ve sonuncu vadi yok oluş ta bütün kuşlar umutlarını
yitirmiş... kaf dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış . simurgun yuvasını
bulunca öğrenmişler ki; onların her biri simurgmuş:
''bir
yarın düşleriz hep,bir türlü bugüne kavuşmayan
bir zafer düşleriz hep, aslında gerçekleşmesini istemediğimiz.
yeni bir gün düşleriz,yeni bir gün başlamışken bile.
kavgalardan kaçarız,uğruna dövüşmemiz gerekse de.
ve biz hala uyuyoruz.
çağrıları duyarız ama gerçekten önemsemeyiz asla
gelecek için umutlanırız, ama gelecek bir plandan ibarettir yalnızca.
bilgeliği düşleriz, ama her gün kaçıp uzaklaşırız yanından.
bir kurtarıcı gelmesi için yalvarırız ama bizim elimizdedir kurtulmak.
Görüldüğü gibi herkes zihninde hedefler tayın edebilir.
Ancak çok az kişi düşünce ve eylem eşitliğini sağlayabilir. Zirvenin kalabalık olmaması
bundan değil midir zaten ?
Nihai hedeflerimize
ulaşmak adına günlük çalışma programları oluştururuz. Ancak pratiğe aktarımda sürekli
sıkıntılar yaşarız. Çünkü zihnimizde kendimizi sınırlama çalışmalarımız durmadan
devam etmektedir; Bu işi başaramayacağımızı, sıra arkadaşımız gibi dersi iyi anlayamadığımızı,
temelimizin zaten çok zayıf olduğunu, ailemizin ve öğretmenlerimizin yeterince ilgilenmediği
ve benzeri olumsuz düşünceleri kendimize fısıldayıp dururuz. Bu durumu kendimize
olan inancımız ve özgüvenimiz ile düzeltebiliriz.
Kendimize
olan inancımızı sağlayabilecek tek kişi biziz, başkaları yardım edebilir ama ancak
biz gerçekleştirebiliriz. Kendimize inanırsak, kendimiz hakkında tutumumuz olumlu
olabilir. Bunu sağlamak için;
1.
Gerçekleştirmek istediğimiz başarı ve hedeflerin bir listesini oluşturmak,
2.
Hedeflere ulaşmak için yapılması gerekenleri belirlemek,
3.
Sürekli amaçlarımıza odaklanarak ve onların gerçekleşmiş halini aklımızda canlandırmak,
4.
Amaçlarımızı gerçekleştirmek için gereken bedeli ödemeye istekli olmak.
Motive olabilmek
için kendimize güvenmeliyiz. Kendimize biz inanırsak başkaları da inanır.
Güven eksikliği aslında yararlı hiçbir şey üretmeyen olumsuz düşüncenin
bir ürünüdür. ÖSS hazırlık sürecinde motivasyonumuzu olumsuz etkileyen önemli birkaç
faktör; öğrenilmiş çaresizlik, mazeretçilik, koşullara bağımlı kalmak ve atalet
(eylemsizlik hali) dir. Farkında olsak da olmasak da kendi başımıza bir iş başarmaya
kalktığımızda çevremizdeki insanların yapamayacağımız, başaramayacağımızı anlatan
olumsuz mesajları ile karşılaşırız. Bazen dış uyarıcılara kendimizi kapatarak, belirlediğimiz
hedefe doğru emin adımlarla ilerlememiz gerekir. Nihai hedef ulaşmak için günlük,haftalık
ve aylık hedefler tayin etmeliyiz. Atacağımız her adım bizi hedefimize daha çok
yakınlaştıracaktır. Bu kararlı yürüyüş yolculukta üretebileceğimiz muhtemel olumsuz
düşüncelerin de önüne geçecektir.
Pirelerin
zıplama örneği var. Avrupa'da bir deney yapılıyor. Isıtılmış bir sacın üzerine pireleri
koyuyorlar. Ölçüyorlar ki, pireler 60 cm zıplıyor. Sonra pireleri 30 cm bir kavanoza
koyuyorlar ve kapağını kapatıp ısıtıyorlar. Pireler zıpladıkça kafalarını kapağa
vuruyorlar... Sonra 29 cm zıplıyorlar ve artık kafalarını vurmuyorlar... Bir müddet
sonra kavanozun kapağını açıyorlar ve yine ısıtıyorlar; ama pireler zıpladıkları
halde bir tanesi dahi dışarı çıkamıyor.
İnanın bir çok
derste başarısız veya istediğimiz düzeyde başarılı olamamamızın temel nedenlerinden
biridir, öğrenilmiş çaresizlik. Ürettiğimiz bazı olumsuz ön kabullerimiz bizi başarıya
ulaşmaktan alıkoymaktadır. Zaten bir işe yapamayız gözüyle bakıyorsak başarılı olmamız
mümkün değil. Oluşturduğumuz olumsuz fikirler bizi sınırlamaktadır. Dolayısıyla
ÖSS hazırlık sürecindeki performansımızı biz belirleriz, derslerin zorluk derecesi
değil. Bir öğrenci Matematik veya Coğrafya dersinin zor ve anlaşılmaz olduğunu
düşünür ise bu derslerde başarılı olma ihtimalini diğer öğrencilere göre düşürür.
ÖSS maratonundaki zorlanmalarımız ya da yenilgilerimiz bizi en ufak bir şeyi bile
değiştiremeyeceğimiz konusunda sonuçlara ulaştırırken mevcut ve şikayetçi olduğumuz
şartların ya kendiliğinden değişmesini ya da başkalarının düzeltmesini bekleriz.
Başarı ve başarıya doğru atılan adımlar önce düşüncede başlar.Bunu daha iyi anlamak
için şöyle bir uygulama yapabilirsiniz:
Ayakta durun ve ayaklarınızı sabit kılarak, sağ elinizi işaret parmağınızın karşıyı
gösterecek şekilde öne doğru uzatın. Şimdi ayaklarınızı sabit tutarak sağa doğru
yavaş yavaş dönmeye başlayın,dönebildiğiniz kadar dönün. Vücudunuzun gerildiğini
ve dönebileceğiniz son noktaya geldiniz, işaret parmağınızın gösterdiği noktayı
belirleyin sonra tekrar yavaş yavaş eski pozisyonunuzu alın. Şimdi aynı işlemi gözünüzü
kapatıp, sadece düşünerek yapın.İşte elinizi öne doğru uzattınız ve dönmeye başladınız....
yavaş yavaş işaret parmağınızla belirlediğiniz son noktaya geldiniz. Şimdi
o noktayı biraz geçmek için kendinizi zorluyorsunuz evet işte bir kaç cm geçtiniz.Bu
geçişten güç alarak biraz daha zorluyorsunuz kendinizi işte 15-20 cm geçtiniz, geçemediğiniz
o noktayı. Evet şimdi tekrar başlangıç noktasına dönüyorsunuz. Şimdi düşüncede
yaptığınızı pratiğe aktarma zamanı, tekrar aynı pozisyonu alarak dönün göreceksiniz
ilk belirlediğiniz sınırı zihninizde nasıl geçti iseniz pratikte de geçeceksiniz.
Bütün zaferler önce zihinde kazanılır sonra uygulamada. Kendimize olan güvenimiz
ve ulaşmak istediğimiz hedefin bizim için önemi ona ulaşmak için göstereceğimiz
performansın belirleyicisi olacaktır.
ÖSS
maratonundaki başarısızlıkların bir çok nedeni vardır. Ancak bunlardan iki tanesi
en etkileyicidir. Birincisi hedefin kesin olarak belirlenmemesi, ikincisi bu maratonun
çok zor olduğu ve başarılı olunamayacağı düşüncesidir.Bir hedef olsa dahi karşılaşılan
sorunların üstesinden gelme olasılığı azdır. Çünkü zihindeki zorluk düşüncesi kaygıya
neden olur, aşırı kaygı ise başarısızlığın en büyük mimarıdır. Oysa başarılı
olmamız karşılaşacağımız zorluklarla mücadele edebilme yeteneğimizle doğru orantılıdır.
ÖSS hazırlık sürecinin zorluğunu sorumlu olduğumuz müfredatın niteliği değil,bizim
ona bakış açımız belirler. ÖSS maratonunda, bir yüksek öğretim programında okumaya
hak kazananlar inandıklarını pratiğe aktardıkları için başarılı oldular; şanslı
veya daha zeki oldukları için değil.
Hedefe
ulaşmak için yaptığımız planları pratiğe aktarma aşamasında eylemsizlik hali içerisinde
olabiliriz. Eylemsizlik hali (atalet), kişisel gelişim terminolojisinde “amaca yönelik
eyleme geçememe” demektir. Bazen eyleme geçtikten sonra yarı yolda hedefe
doğru ilerlemekten vazgeçeriz. Yaptığımız planlar bazen sadece plan olarak
kalır. Akşamdan yeni gün için kalkacağımız saati ve yapacaklarımızı belirleriz.
Ancak yaptığımız planı uygulamak için belirlediğimiz saatte ayakta olmamız gerekir.Çünkü
yapılacakları ancak yataktan kalkarak yapabiliriz. Başarı, yataktan kalkma
ile başlar.. Başarılı olanlar, yataktan kalkmayı bilenlerdir.Nedir? yataktan kalkmayı
bilmek.. Karar verdiğin saatte gözünü açtığın anda, fırlayıp yataktan çıkmak.. Bir
dakika bile gecikmeden.. Bir dakika bile yatak miskinliği yapmadan.Bu disiplini
sağlamak için belirlediğimiz bir hedef olmalıdır. Belirlediğimiz hedefin niteliği
karşılaşacağımız engelleri aşıp aşamayacağımızın belirleyicisi olacaktır. Bu durumun
daha iyi anlaşılması için, çiftliklerde at terbiye etmeye çalışan gezgin bir at
terbiyecisinin genç oğlunun hayalini anlatarak izah edebiliriz:
Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon
yazmasını istedi hocası.
Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan
7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta
hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu
yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000
metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi.
Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık
ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı
kalemle yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör" uyarısı vardı."Neden
"0" aldım?" diye merakla sordu hocasına, çocuk..
"Bu senin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi, hocası..
"Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak
büyük para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman
gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:"Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten
sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm." çocuk evine döndü
ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı."Oğlum" dedi babası "Bu konuda kararını kendin
vermelisin. Bu senin hayatin için oldukça önemli bir seçim!."çocuk bir hafta kadar
düşündükten sonra ödevini hiçbir değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına.."Siz
verdiğiniz notu değiştirmeyin" dedi.."Ben de hayallerimi..".....
O, orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki
1000 metrekarelik evinde oturuyor. Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş
olarak asili.
Tembel insan yoktur. Kendine
esin kaynağı olacak kadar güçlü amaçları olmayan insanlar vardır. Güçlü amaçları
olan insanlar olmanız dileği ile...
KAYNAKÇA:
Doğan CÜCELOĞLU, İnsan ve Davranışı.
George SHINN, Motivasyonun Mucizesi.
http://www.pdrci.com.
Rehberlik Uzmanı
Mehmet EMREM